« Önceki |

24/11/2009

Yabancı dil ve Gerekliliği

Yabancı dil ve Gerekliliği

 

İnsanların en büyük iletişim araçları, Allah’ın insana bahşetmiş olduğu ‘’Konuşabilme’’ nimetidir.Bu yeti sayesinde insanoğlu etrafındaki diğer insanlar ile, anlaşabilmekte ve bir köprü kurmaktadır.

Ancak bu köprünün sağlam bir bağ halini alabilmesi için  dilin etkili ve yetkin bir tarz ile kullanılması gerekmektedir.

 

Günümüzde ise  git gide küreselleşen ve küçük bir köy halini alan dünyada daha farklı alan ve diğer milletler ile iletişim için, farklı kesimlerden akademisyenler, öğrenciler, iş adamları hatta bazı gelişime açık ev hanımlarımız dahi dil öğrenme yoluna ilk adımlarını atmaktalar.

Gerek kariyer için gerekse de eğitim hayatımızda başarılı bir çizgide ilerlemek için en az bir yabancı dil hemen her yerde karşımıza çıkmaktadır.

 

Dilin ve dil öğreniminin gerekliliği hakkında kısaca bahsettikten sonra, bu yolda seyrederken  hemen hemen herkesin karşılaşmakta olduğu problemlere değinelim istiyorum…

 

Özel manada her dilin öğreniminde farklı farklı sorunlarla karşılaşılsa da genel olarak  bu sorunların en kısa zamanda ve en kolay yol ile nasıl halledileceği konusunda birkaç anekdot;

 

1-) Öncelikle öğrenmeye karar verdiğiniz yabancı dili niçin öğrenmek istiyorsunuz ? Amacınızı belirlemelisiniz… Ve belirlediğiniz hedef doğrultusunda yılmadan, sıkılmadan azimle hedefinize gün be gün emin adımlarla yürümelisiniz.

 

2-) Daha sonra, öğrenim materyallerinizi listelemeli ve bir an önce temin etmelisiniz. Bu okul, yabancı dil kursu yahut imkanlarınız varsa özel öğretmen, kitap, sözlük v.b kırtasiye araç gereçleriniz tam olmalı ki, yolda bir takım eksiklikler sebebiyle madur durumda kalmayın.

 

3-) Soru sormaktan çekinmemelisiniz. Öğrendiğiniz bir konu hakkında hiçbir soru işareti kalmayıncaya denk  her zaman, öğretmeninize yahut etrafınızda bir bilene sormalısınız. Unutmayın, öğrenme olayının yarısını, etkili sorular ve cevaplarla elde edersiniz.

 

4-) Öğrenmiş olduğunuz konulardan sonra, bilmediğiniz kelimeleri, On santime 5 santim çapındaki ufak sarı kağıtlara kelimeler yazın. Gün içerisinde yolda, evde, işte, okulda her yerde çıkartıp kağıtlara göz atın. Ve emin olun ki, bu size muazzam bir kelime haznesi kazandıracaktır !

 

5-) Cümle kurun, yanlış veya doğru olmasını pek dert etmeyin. Örneğin çocuklar, ilk konuşmaya başladıklarında nasıl bir takım gülünç dil bilgisi hataları yaparlar ? Aynen öylede yeni bir dil öğrencisi devamlı bir cümle kurma ve konuşma yolunda olmalıdır ki, devamlılığı sağlayabilsin.

 

Dil genel itibariyle, okuma, yazma, konuşma üçlüsüne dayalı bir olgudur.. Bol bol konuşmaya çalışın, unutmayın ki konuşamadığınız dil sizin değildir…Kısacası tüm iş sizde bitiyor.. Azminiz varsa başarı sizi bulacaktır..Şimdiden kolay gelsin ..

 

Mustafa ŞAMDANCI.


24/11/2009

Kavram kargaşaları ve iletişimsizlik

Kavram kargaşaları ve iletişimsizlik

 

Günümüzde, insanların bir birini yanlış anlamalarında, kırmalarında ve düşmanlık beslemelerinin sebeplerini çokça maddeler halinde sıralamak mümkün. Ancak bunların en temeli ve başında olanı ise kişiler arası iletişimsizlik yahut eksik ve yanlış iletişimdir.

 

İletişimde iki ayrı  faktör vardır, bunlar ; alıcı ve verici. Alıcı ve verici arasındaki bağın ismi ise iletişimdir. Bu bağ bazen güzel sonuçlar doğururken de maalesef toplumumuzda bazen çok kötü sonuçlara varacak olan hadiselerin pimini çekmektedir.

 

Sağlıklı ve verimli bir iletişimin ise gerekli vazgeçilmezi ise ‘’kelimelere yüklenen anlamların  içeriğinden herkes aynı şeyi anlasın’’

 

Yani birinin elma dediğinden diğeri armut anlıyorsa orada bir problem var demektir.

Bu noktada ise karşımıza çıkan müşkül durumun ismi ‘’Kavram kargaşalarıdır’’

 

Toplum fertlerini ayrışmaya sürükleyen en etken faktörün iletişimsizlik ve bununda sebebini kavram kargaşasına bağlamıştık, gelin isterseniz konun aklınızda daha iyi anlaşılır ve şekillenmesi için yaşanmış bir örnek ile konuyu bağlayalım…

 

Çoğumuzun kullandığı toplu taşım araçları, rutin yaptıklarımız arasında en çok iletişimsizliğin olduğu yerlerden biri.

 

Kalabalık bir şekilde işine, okunla, gezmeye giden insanlarla dolu bir otobüs.Cam kenarında oturan bir Ayşe teyze, kendisi emekli maaşını almaya gidiyor, onunda önünde ise üniversite öğrencisi gamze oturuyor, Gamze’nin camı açması üzerine, soğuk kış günü üşüdüğünü hisseden  Ayşe teyze  Gamze’ye hitaben , ‘’Donduk burada kapat şu pencereyi ‘’ der..

 

Bunun üzerine hali hazırda zaten final sınavları iyi geçmemiş olan Gamze ise; ‘’Donuyorsan taksiye binseydin ‘’ şeklinde cevap verince, otobüs içerisinde gerilim artar farklı kafalardan farklı homurdanmalar yükselir.

 

Tekrar asıl konumuza dönecek olursak burada ağrı dağı büyüklüğünde bir kavram kargaşası göreceğiz. Misalimize dönecek olursak şayet, Ayşe teyzeciğimizin  ‘’Camı kapat, donduk’’ cümlesinde ; camı kapat !  emir fiilini saymazsak, donduk kelimesiyle ‘’üşüdüm, üşüyorum’’ gibi anlamlar verir. Oysa ‘’Camı kapatır mısın ? üşüyorum da ‘’ gibi bir cümle kurulsaydı zannedersem hiçbir  vicdan ehli ters bir cevap verme durumunda olmaz.

 

Kavram kargaşaları sebebiyle, anlatılmak istenilenler ile anlatılanlar arasında büyük farklar doğuyor ve insanlar iletişimsizlik sebebiyle bir birleriyle sağlıklı ilişkiler kuramıyorlar. Günlük hayatımızda buna benzer onlarca örneği görüyoruz. Herkes her söylediği sözden herkes aynı manayı çıkaramıyor.

 

Bu sebeplerden dolayı, iletişim halinde olduğumuz insanlara  hitap ederken, seçtiğimiz kelimelerden ne anladıklarına azami dikkat etmeliyiz. Bir hadisi şerifte de bahsedildiği üzere, ‘’Bir müminin kalbini kırmak, kabeyi yıkmakla eşdeğerdir’’

 

Biz kavram kargaşasının, insani ilişkiler boyutunu değerlendirdik ve ele aldık  ayrı olarak içini doldurmaya çalıştığımız kavramlara değinmedik…Hayırlı iletişimler efendim.. J

 

Mustafa ŞAMDANCI

24/11/2009

Zaman..Mekan…

Zaman..Mekan…

 

Dalgalar, kaçışan insanlar..

Otobüs frenleri ve sirenler…

Acıtmak..Kandırmak…

Göz yaşların ?

Serin bir hava ve eller..

Sıcak eller…

 

Futursuz gidişler ve gelişler..

koşmak… nefessiz kalmak…

Mor dudaklı, keskin bakışlı kadın.

Üzgün, yağız adam..

Sessiz banklar ve harabe yollar…

 

Sevgiliye koşan ufak adımlar

Küçük kızın göz yaşı

Tahammülü olmayan adamın tutarsızlığı

Med cezir adımlar.

ufak kız ağlar, büyük kadın susar

 

Küçük kız üşür, büyük kadın kızar

Adam kızı sarar

Büyük kadın kıskanır.

Herkes sustu

Zaman durdu.

 

Kadının hitabı; gel

Adamın cevabı;  yazık oldu…

 

Zaman durduğunda, zemin dönmez, hareket infiale uğrar… Yaksa da, yıksa da, külleri ganj nehrine savursa da..O olmadan olmaz hiçbir vakit.. Varlığı üzerine kurulmuştur tüm hayaller, tüm hedefler, umutlar… Gelecek onunla ya vardır ya yoktur.. Gel’ecek olan gelecek onunla yada onsuz…

 

Ağlıyorum… Hıçkırarak…Şekeri elinden alınmış çocuk gibi… O da ağlıyordu..

 

Hem kandırıp hem ağlıyordu… Göz yaşları bu kadar ucuz imiş…  Devamı gelecek…


30/8/2009

Bir muamma... Zaman !





Olur olmaz bir lahza içerisinde zihinde cerayan eden yüzlerce düşüncenin tahakkümünün kaybedildiği bir nokta olur ve o an; muhtelif etkileşim sonucu serde bir lamba yanar ve insan mazinin uçsuz bucaksız dehlizlerine seri bir yolculuk yapar ya hani…

 

 

O an zaman donar, su akmaz, rüzgar esmez, kalp tüm süratiyle atar ve nefes kesilir…

 

Ve dile dolanan, belki de anı tasavvura en kadir kelime peyda olur sesin en titrek haliyle ‘’mazi’’ …

 

Beşer ‘’ezel’’den fotoğrafını çekip, maziyi ve müstakbeli aynı karede seyre dalsa, ne muazzam ne muhteşem bir enstantane yakalamış olur değil mi?

 

 

Ey zamanın sahibi !!!

 

Ne yüce bir mefhum… Zaman…

 

Geçmişiyle ‘’mazi’’ yaşanan lahzayla ‘’an’’ ve gelecek olanıyla ‘’müstakbel’’

 

Ya bunların ötesinde dillendirdiğimiz, adını bilip kendisini idrak edemediğimiz ‘’ezel’’ ???

 

 

06:04…

 

Hatıra defterinde, insan unutulmaz satırların kıraatine başladığı anda ne farklı alemlere gider.Ne yaşanmışlıklar göz önünde bir film şeridi gibi , kuğu edasında süzülür ve gider…


Mustafa Şamdancı

30/8/2009

yol




Bir yol ki ne yol...

Yokluk içinde sonsuza giden bir yol…

Yoktum var oldum …

 Yürüdüm ve yok oldum






mustafa Şamdancı